Y Combinator girişimi DeepGram, sesi endeksleyen arama motoru geliştiriyor

Ses hatta video içerikleri de artık yazı kadar kullanımı kolay ve doğal hale geliyor. Y Combinator Kış 2016 girişimleri arasında bugün öne çıkanlarda yer alan DeepGram, Google’ın yazılı metinlere yaptığını ses için yapıyor.

DeepGram’in derin öğrenme tabanlı teknolojisi doğrudan ses kayıtlarını endeksliyor ve işletmeler için bu kayıtları aranabilir hale getiriyor. Çağrı merkezleri gibi ses kayıtlarına sıklıkla başvuran şirketler DeepGram üzerinden bir müşteri ismi ya da görüşme içeriğine dair bir bilgi aratabiliyor. ABD’de her yıl milyarlarca saatlik ses kaydı oluşturulduğu ancak bunun en fazla yüzde 25’inin analiz edilmiş durumda olduğu düşünüldüğünde DeepGram önemli bir sorunu adresliyor.

Uzunca süredir konuşulmasına karşın benzer teknolojilerin bugün geliştirilmesinde başta derin öğrenme alanında sağlanan ilerlemeler ve bir konuşmanın karmaşıklığıyla başa çıkabilecek nöral ağların bugün kullanıma sunulması etken. Aynı zamanda ses kayıtlarının bulutta saklamanın birim maliyetindeki düşüş de önemli bir paya sahip.

Sesle çalışan tipik arama motorlarının çalışma prensibi sesi önce yazıya çevirip ardından aramayı yazı üzerinden yapmaya dayanıyor.  DeepGram benzer bir yöntem izlemesine karşın, sesi doğru “anlama” ve bu arama motorlarından çok daha doğru sonuç verme iddiasında.

DeepGram’in arama motoru çağrılardan podcast’lere, video kayıtlarından online derslere kadar geniş bir alanda kullanılabiliyor. İşletmeler API’ını entegre ederek ses kayıtlarını aranabilir hale getirerek raporlar oluşturmaya başlayabiliyor. Asıl soru ise bireysel kullanıcılar için bu özelliğin ne zaman yaygın olarak kullanılmaya başlanacağı.

 

Referans: http://webrazzi.com/2016/03/17/y-combinator-girisimi-deepgram-sesi-endeksleyen-arama-motoru-gelistiriyor/

Aniden biten bataryalara son!

 

A

Aniden biten bataryalara son!

B

Pek çok akıllı telefon kullanıcısı, beklenmedik bir zamanda bitiveren batarya sorununu tecrübe etmiştir. Project Solaire, kumaş ile güneş panelini birleştirdi ve cihazınızı nereye giderseniz gidin şarj edebileceğiniz bir sırt çantası tasarladı. Bu, güneş enerjisini yakalamak için oldukça pratik, kolay,  ulaşılabilir ve epey kullanışlı bir yol.

Basit bir sırt çantası üzerine yerleştirilmiş sağlam tasarımlı paneller festivale gidenler ve uzun yürüyüş yapanlar için ideal, özellikle bataryalarını şarj edebilecekleri noktalardan uzakta olduklarında. Aslında bu konseptin ardında büyük festivallere gidenlerin tam konserin ortasında bataryalarının tükenme sorunu yatıyor. Markadan Deme Marie, ‘’Buna bir çözüm yolu bulmamız gerektiğini düşüdük.’’ diyor.

F

Kanvas ve deriden yapılmış bu çantalar, kullanışlı cepleri ve kılıfıyla günlük kullanım için çok uygun. Ayrıca 7wattlık ikili güneş paneli suya karşı dayanıklı, tasarımındaki esas yenilik ise taşınabilir oluşundan geliyor.

Bu ikili güneş paneli güneş enerjisi miktarının iki katını yakalamayı ve iki USB girişiyle ile uyumlu elektronik cihazları şarj edebilmeyi seçenek olarak sunuyor. Sadece 10 dakika içinde bir cep telefonu %30 şarj olabiliyor.

G

Üretici ekip, ‘’Çantayı gördüklerinde insanların akılları başlarından gidiyor.’ diyor. Tüketiciler, güneşin olduğu her yerde cihazlarını özgürce şarj edebileceklerini ve enerjiyi sonrası için saklayabileceklerini öğrendiklerinde, bu çok hoşlarına gidiyor.’’

Temiz enerji konusunda insanların daha bilinçli olmasını istediklerini ve güneşin umut verici bir kaynak olduğunu da ekliyor. Ekip, üretimi başlatmak ve projelerini hayata geçirmek için kaynaklar arıyor. Ardından, koleksiyonlarını genişletip güneş enerjisini kullanarak, çevre dostu çözüm yolları üreten yaratıcı bir güneş enerjisi firması kurmayı amaçlıyor.

Kaynak: http://diyalogin.com/aniden-biten-bataryalara-son. 

 

Hepsini toplasan bir Candy Crash etmez’

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Büyükekşi, Candy Crash’ın değerinin 5,9 milyar dolar olduğunu hatırlatarak, ‘Türkiye’deki şeker fabrikalarının toplam değeri Candy Crash etmez’ dedi
'Hepsini toplasan bir Candy Crash etmez'

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Ege İhracatçı Birlikleri tarafından ekonomi bakanlığı’nın desteği ile düzenlenen “Türkiye İnovasyon Haftası” İzmir’de başladı.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Bugün gençlerin cep telefonlarında oynadığı Candy Crash’ın değeri 5,9 milyar dolar. Türkiye’deki tüm şeker fabrikalarının cirolarını toplasak bu kadar etmez. Bu rakamlar ilham vermeli. 2023 ihracat hedefi, işte bu nedenle inovasyon, tasarım, Ar-Ge ve markanın önemine binaen koyuldu” dedi.

Ünlü trend uzmanı Magnus Lindkvist: “Yaratmak, serbestleştirmek ve özgürleştirmek anlamına geliyor. Türkiye İnovasyon Haftası da bunu yapıyor. Trendlere bakmayın. Trendler aslında yapılmışı gösteriyor. Siz gizli kalmışı arayın.”

Türkiye İnovasyon Haftası’nın açılış konuşmasını yapan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, 2023 ihracat hedeflerine ulaşmak için katma değerli üretime ve inovasyonun önemine dikkat çekerek “Türkiye’nin inovasyon bağlamında tek meselesi yalnızca devletin ve bürokrasinin dönüşümü değil, aynı zamanda iş dünyasının dönüşümüdür” dedi.

TİM Başkanı Büyükekşi, günümüz dünyasında artık sermayenin üstünlüğüne dayalı dönemin kapandığını, beşeri sermayenin öne geçtiğini vurguladı. fırsatların azaldığı iş dünyasında artık fırsat yaratan yeni iş anlayışına geçmek gerektiğini dile getiren Büyükekşi, “Artık yeni nesil girişimci profiline ihtiyaç var. Ne kadar yaratıcı isen o kadar başarılısın.  İnovasyon ise bir fırsat değil, düşünce biçimi, yaşam biçimi. Zengin olmak için araç olamaz, amaç olmalıdır. Bizler geleceğe yürümüyoruz. Gelecek üzerimize geliyor. Bu nedenle TİM olarak inovasyonu yaşam biçimi yapan yeni neslin oluşması için gayret gösteriyoruz. Sınırsız inovasyon, sınırsız potansiyel mottosu ile yeni nesil yaratıcı girişimci yetiştirmek, onlara sermaye desteği sağlamak ve inovatif rol modellere destek vermek istiyoruz” dedi.

WHATSAPP’TA 57 MÜHENDİS ÇALIŞIYOR

Konuşmasında günümüz cep telefonlarında kullanılan en yaygın aplikasyonlardan örnekler vererek inovasyonun önemini vurgulayan Büyükekşi, şunları söyledi:

“Bugün gençlere baktığımızda, cep telefonlarında Candy Crash oynadıklarını görüyoruz. Dünyada 100 milyon kullanıcısı olan bir Oyun. Değeri ise 5,9 milyar dolar. Türkiye’deki tüm şeker fabrikalarının değerini toplasak bu kadar etmez. Yine cep telefonlarında kullandığımız WhatsAppörneği. Aylık 1 milyar aktif kullanıcıya sahip. Günlük 1,6 milyar fotoğraf paylaşımı ve 53 farklı dilde 42 milyar mesajlaşma oluyor. Sadece 57 mühendis ile çalışıyor ve 2014 yılı satış rakamı 19 milyar dolar oldu. Bu örnekler, ilham almak için çok önemli rakamlar. Türkiye’nin 2023 ihracat hedefimiz, işte bu nedenle inovasyon, tasarım, Ar-Ge ve markanın önemine binaen koyuldu.Anadolu’da adım adım dalga dalga yayılarak aynı şekilde inovasyon ve girişimcilikle gençlere katkı sağlamayı arzu ediyoruz. Başarıya giden yol inovasyondan geçer. Bu iş inanma ve güvenme meselesi. Biz de boşa çıkarmayacağız.”

Konu hakkındaki yorumum:Konuşulanlardan da anlaşıldığı üzere eski nesil girişimcilik tarihe karışmaktadır..Önceki gibi bir bakkal açıyım müşteri ayağıma gelsin tarzı yaklaşım bakkalın 1 ay içinde iflasına sebep olmaktadır..

Teknolojiyi etkin bir şekilde kullanıp bir fikri en az personelle hayata geçirdiğimiz zaman karlılıktaki büyük artış bizim asıl başarımız olucaktır…

Sanayi devrinden kalma şeker fabrikalarıyla bir yerlere gelinebiliceğini düşünüyorsak daha çok düşünmemiz gerekicektir.

En kısa sürede inovasyonu hayatımıza sokmalı ve farklı bir yaklaşımla süregelen iş modellerinde bir devrim yapılması gerekmektedir.Buda bürokratik engellerin kaldırılması,girişimcilerin önünün açılması ve yeterli sayıda teşvikle olucaktır ..Böyle bir ekosistemde girişimci önünü görücek ve başarıya imza atıcaktır

iyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle

Yenileşme

Son yıllarda firmaların sahip olduğu ortalama sektörel teknoloji yapısı, ülkenin rekabet gücünü belirleyen bir faktör haline gelir.Kurumların inovasyon stratejilerinin uluslararası piyasalar ile birlikte olabilmesi, ülkelerin teknoloji ve ürün yaratabilme veya teknoloji ile doğrudan orantılıdır aslında.Şirketler ancak yeni ürün/ürünler yaratarak, sürdürülebilir bir yenileşme stratejisi geliştirmeleri gerekiyor.

Günümüzde baktığımızda, hizmet sektöründeki çalışma seviyesi, sanayide çalışan kesime göre hızla artarken, beyin gücü artık bir entelektüel bir sermaye olarak algılanmakta olup dünya beyinler arası rekabet yarışı pistine dönüşmektedir. Sektörel bazda teknoloji destek yaparken uluslar arası ortaklar ile yeni pazarlara erişme stratejisi ile teknoloji yönetiminde uzmanlaşmak gerekmektedir.

 

Sonuç : İnovasyonun firmanın rekabet gücünü artırmada önemli rolü vardır. Firmalar değişimlere cevap verecek inovasyon çalışmalarında sürekli bulunmaları gerektiğini düşünüyorum.

İnsülin iğnesinden kurtaran “akıllı bant”

Gerektiğinde otomatik olarak insülin salgılayan bir bant geliştirdi. Tip 1 diyabet hastaları için umut olan “akıllı bant” kandaki şeker oranını tespit ediyor ve ihtiyaç halinde kana insülin veriyor.

Madeni para büyüklüğündeki bant, ihtiyaç halinde otomatik olarak insülini serbest bırakan 100’den fazla kirpik kadar ince iğneden oluşuyor ve bu iğneler glikoz enzimlerine duyarlı mikroskobik insülin üniteleri içeriyor.

Fareler üzerinde bandı deneyen Amerikalı bilim insanları, acısız, kolay ve hızlı yöntem sayesindetip 1 diyabet hastası hayvanların kanındaki şeker oranının 9 saate kadar düzenlenebildiğini tespit etti.

Akıllı bant” henüz insanların kullanımı için uygun değil. Bandı insanların kullanması için daha kapsamlı araştırmalar gerekse de bilimciler sonuçların umut verdiğini vurguladı.

Araştırmanın sonuçları “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlandı.

Kaynak: http://www.ntv.com.tr/saglik/insulin-ignesinden-kurtaran-akilli-bant,1oWrzP3fTkaiL_5SGzLrYg

İnsanların hastalık nedeniyle bir tedaviye bağımlı olması yeteri kadar kadar can sıkıcı -kaldı ki işin maddi ve fizyolojik boyutlarından bahsetmiyorum bile – buna bir de belirli rutinler eklenince daha da normalin dışı bir insan haline geliniyor ve can sıkıcılığı katlanarak artıyor.

Şeker hastalarının kanlarındaki insülini düzenlemek için ekseriyetle iğne taşımak durumunda kalmaları ve bu iğneleridüzenli kullanımın yanı sıra acil durumlarda kullanmak zorunda kalmaları, şeker hastalarının hayatları için bir problem.

Hayatımızdaki bir soruna değinerek; bunu çözmeyi amaçlayan bilim adamları da; vücuda yapıştırılarak 9 saat boyunca insülin oranını dengeleyen bandı geliştirmişler. Pek de güzel yapmışlar. Ansızın krize girmek ya da öfke nöbetlerine son.

Eğer ofiste yöneticiniz aniden sinirleniyor ve sizinle yüksek perdeden konuşuyorsa bilin ki ya çok ciddi ego problemi  var ya da şeker hastasıdır. Kendilerine en acilinden bir şeker ölçümü tavsiye edin derim. :)

Havadaki nemi suya çeviren akıllı şişe!

Fontus, bisiklet sürücüleri ve uzun yürüyüş yapanlar için doğada susuz kalmalarını engelleyecek harika bir yöntem buldu. Şirket, havadaki nemden su oluşturan ve kendi kendini dolduran akıllı bir şişegeliştirdi. Böylece tekrar tekrar su şişenizi doldurmak sizin için dert olmaktan çıkacak. Yoğunlaşmayı sağlamak için tasarlanmış iki hazneli soğutucu niteliği taşıyan Peltier elementi kullanılarak su biriktiriliyor. Hava, üst hazneye doğru hareket ettikçe bir çok engel tarafından yavaşlatılıyor. Hava akışının hızındaki düşüş, havadan  toplanan ve şişede biriktirilen su moleküllerinin salınımına imkan sunuyor.

 

Açık hava aktiviteleri sırasında daha iyi zaman geçirebilmeniz ve sağlığınız için bol su içmek çok önemli. Tüm bunlara rağmen, en bilinçli sporcular, uzun yürüyüşe çıkanlar ve bisikletçiler bile su şişelerini tekrar doldurmayı unutabiliyorlar. Ki bu durum onları çok riskli bir duruma sürüklüyor. Doğada susuz kaldığınızı hayal edebiliyor musunuz? Fontus’un yaratıcısı Kristof Retezár bu cihazın pratik olabileceğini tasavvur etmiş. “Amacım; nemli havayı emen ve su moleküllerini hava moleküllerinden ayrıştırarak bir şişede biriktiren küçük, kompakt ve kendi kendini idare eden bir cihaz yapmaktı.” diyor Retezár.

Retezár; 30’u aşkın denemeyle, dakikada yoğunlaşmış bir damla su oluşturan Fontus’u kalibre etmeyi başarabilmiş. Cihaz, doğru koşullar sağlandığında, bir saatte yarım litreye kadar su oluşturabiliyor. Bu durum her ne kadar etkileyici olsa da, sıcak ve nemli günler için yeterli değil. Fontus’un kullanımı, hava kirliliğinin hakim olduğu şehirlerde pek de elverişli değil. Çünkü havadaki bu kirlilik su moleküllerine bile bulaşmış vaziyette.

Fontus, kendi kendine dolum yapan iki çeşit şişe geliştirdi: Uzun doğa yürüyüşçüleri için Airo, bisiklet sürücüleri için de Ryde.

Fontus şirketi havadan su oluşturan, bir çok gelecek vadeden projeye imza atmakta. Bu teknolojiler sayesinde insanoğlunun korkulu rüyası haline gelen yeryüzünde suyun tükenmesi sorunu da ortadan kalkabilir, ne dersiniz?

kaynak: Fontus         http://diyalogin.com/havadaki-nemi-suya-ceviren-akilli-sise.html

İnternet OF things Uygulamaları

Bir Japon markası olan Okamurasandalyelerini,  akıllı park teknolojisiyle dönüştüren Nissan, basit bir komutla çalışan, yaratıcı ve pratik bir alternatif ortaya atıyor.

Oda içerisindeki kameralar ve WiFi sistemi ile çalışan sistem basit bir komutla aktive oluyor. Komutla birlikte duvarlardaki hareket kameralarını izleyen sandalyeler, eş zamanlı olarak Wi-Fi üzerinden kontrol edilerek masadaki yerlerini

 

İnternet of things ile bahsedilen konular zaman geçtikçe dahada yerine oturuyor. Bu ilke ile aslında sistemin nasıl işleyeceği hakkında çok doğru bir örnek olduğunu düşünüyorum. Amaç burada net bir şekilde ortada internet kontrolleriyle önemli olan ofis boyların işini ellerinden almak değil. Buradaki amaç insanların uğraştıkları vakit kaybı işleri yok edip onların daha önemli konulara vakit ayırmasını sağlamaktır. Her yerde internet ile iletişime geçmesi planlanan ve big data oluşturacak sisteme bu açıdan bakmanın daha anlamlı olduğunu düşünüyorum.

Kaynak:

http://diyalogin.com/

Depremi haber veren mobil uygulama

  • Milyonlarca cep telefonunun hareket sensörünü kullanarak depremi tahmin eden uygulama geliştirildi.
  • Uygulama özellikle çok deprem olan yoksul ülkelerde erken uyarı sistemi olarak kullanılacak.
  • myshake-960x537

 

  • ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Berkeley Üniversitesi’nde geliştirilen MyShake adlı uygulama, akıllı telefonların hareket sensörlerindeki sıradışı hareketlerden yola çıkarak depremi algılıyor. Sismik sarsılmaları günlük hayattaki sarsılmalardan ayırt edebilen sistemi sayesinde uygulama 5.0 şiddetinin üzerinde deprem olacağını sezecek ve kullanıcılara uyarı verecek.

    ABD’de depremler için erken uyarı sistemi üzerine çalışmalar sürdürülüyor. Ancak özellikle depremlerin çok sık yaşandığı, Himalayalar’ın eteklerindeki Güneydoğu Asya ülkelerinde bu tarz yatırımların yapılması mümkün değil. Bu sebeple bu ülkelerde bulunan milyonlarca cep telefonunun deprem araştırmasında kullanılabileceğini düşünen uzmanlar MyShake’i üretti. Uygulama, yüklü olduğu cep telefonlarından gelen verileri birbiriyle karşılaştırarak, belirli bir bölgede normalin dışında bir sarsıntı olduğunu tespit edebiliyor.

  • Uygulama topladığı verileri ShakeAlert adı verilen sistemle paylaşarak erken uyarı ve önlem sistemlerinin harekete geçmesini sağlıyor. Bu sistemlerin amacı hem insanların depreme hazırlıksız yakalanmalarını önlemek hem de deprem sırasında ve sonrasında insanlara zarar verebilecek ya da maddi zarara sebep olacak tesisleri kapatmak.

    Şimdilik sadece Android telefonlar için üretilen uygulamanın yakın zamanda iOS versiyonun da üretilmesi hedefleniyor.

  • Yazar Görüşü:

Depremin önceden tahmin edilebilmesinin mümkün olup olmadığı hala tartışıladursun, insanların hayal gücü sayesinde ve girişimciliğin asla vaz geçmeme inancı sayesinde her şeyin mümkün olduğunu tekrar kavramış bulunuyoruz.

Depremlerin ve afet ölümlerinin sık sık yaşandığı bir ülkede yaşıyoruz ve bu tarz uygulamalar sayesinde bir çok hayatın kurtulabileceğine inanıyorum.

Tek bir kişiden gelen veri bazen çok bir anlam ifade etmeyebilir ancak milyonlarca insandan aynı anda gelen veri sayesinde gelecek de tahmin edilebilir. Bkz: Olasılıksız – Adam Fawer

Kaynakça:

http://myshake.berkeley.edu/

https://www.dunyahalleri.com/depremi-haber-veren-mobil-uygulama/

Stanford’da geliştirilen 6 mini robot birlikte 2 tonluk bir otomobili çekiyor

stanford-robot-768x422

Robot teknolojilerindeki gelişmeler neyse ki yalnızca insansı özellikler kazanmalarıyla sınırlı değil. Karınca ya da arılar gibi sürü halindeki canlıları taklit eden teknolojiler, robot sürülerinin dışarıdan bir yönlendirmeye ihtiyaç duymadan toplu bir biçimde hareket etmesini sağlayabiliyor. Stanford araştırmacılarının yeni geliştirdiği mini robotlarsa kendilerinden tonlarca ağır cisimleri taşıyabiliyor.

Altı adet mini robotla çalışan araştırmacılar, deneylerinde bu robotların 1,9 ton ağırlığındaki bir otomobili çekebildiğini gözlemliyorlar. Kütle oranları açısından bu, altı insanın Eiffel Kulesi ya da Özgürlük Anıtı’nı çekmesine denk geliyor. Zira microTug adı verilen robotların her biri yaklaşık 100 gram ağırlığında.

 

Robotların kendilerinden çok daha ağır bu kütleleri taşıyabilmesinin sırrı ise geko türündeki geniş parmaklı kertenkeleleri taklit etmeleri. Robotların yere çok iyi tutunmalarını sağlayan yapıları diğer taraftan kolaylıkla ayrılıp seri bir şekilde harektlerine devam etmelerini sağlıyor. Bununla birlikte robotların senkronize bir şekilde çalışmaları ve toplu hareket ederken altı yerine üç ayak kullanmaları ortaya daha büyük bir gücün çıkmasını sağlıyor. Araştırmanın tamamını görmek için bağlantıyı takip edebilirsiniz.

Bir süre önce Harvard araştırmacıları robotların dışarıdan müdahaleye gerek duymadan, kendi başlarına toplu halde düzenli hareket etmelerini sağlayan algoritmalar geliştirdiklerini duyurmuşlardı.

Kaynak:

http://webrazzi.com/2016/03/14/stanfordda-gelistirilen-6-mini-robot-birlikte-2-tonluk-bir-otomobili-cekiyor/

 

Yorum:

İnovasyonun en önemli çıkış noktalarından birinin Doğadan Yararlanma ve İlham Alma olduğunu biliyoruz. Robot teknolojisinde de bu oldukça üst seviyelerde çünkü mekanik robotların insan ve çeşitli hayvanların hareketlerini taklit etmeye çalıştığı günümüzde , evrimsel süreçlerin binlerce yılda geliştirdiği teknolojiler doğaya ve çevre şartlarına robotların entegre olması için kilit bir noktada. İnsanın yürüyüş ve denge sağlama hareketlerinin taklit edilmesi 2 ayaklı robotlar için oldukça kritik iken bu olayda da şöyle bir taklit görüyoruz. Geko ve karınca.

Karınca ve geko gibi küçük canlıların kendi ağırlığının binlerce katını taşıyabildiğini bilimsel araştırmalar sonucunda biliyoruz. Fizik yasalarını çok marjinal bir biçimde kullanan bu canlılar evrimin ortaya çıkardığı üstün teknolojiyle bu işi başarıyorlar.

Bu durumda da bu canlıların ayak ve vücut yapıları, hareket rotasyonları ve birlikte çalışma konsepti gibi veriler gözlemlenerek yapılan bu robotlar şaka bir yana kendi ağırlıklarının tam olarak 3.166 katını taşıyabiliyorlar !

İnanılmaz değil mi? Robot teknolojisinin daha ne başarılar sağlayacağını merak ediyor ve heyecanla yeni gelişmeleri takip ediyorum.

 

Şeker ölçümü yapabilen geçici dövme

 

Kaliforniya Üniversitesi‘nin kandaki şeker düzeyini daha kolay bir şekilde ölçmek amacıyla geliştirdiği geçici dövmeler, hastaların zahmetsizce şekerlerini öğrenmelerini mümkün hale getiriyor.

Bilindiği üzere şeker hastalıklarında kandaki şeker seviyesini düzenli olarak takip etmek büyük önem taşıyor. Ancak şekerin ölçülebilmesi için hastanın kan örneği vermesi gerekiyor. Bu da haliyle zamanla rahatsız edici bir durum haline gelebiliyor. Amay Bondodkar isimli öğrencinin geliştirdiği bu geçici dövme cilde uygulandıktan sonra küçük bir elektrik devresi de aynı bölgeye yerleştiriliyor. Ardından cilt hücreleri arasında bulunan sıvının içerisindeki sodyum iyon elektrotlara doğru hareket ediyor. İyonların arasında glikoz(şeker) da yer alıyor ve elektrotlara ulaştığında kandaki şeker düzeyi öğrenilebiliyor.

 

 

diabetes-tattoo-0

 

 

Testler sırasında şeker hastalığı bulunmayan hastalara karbonhidrat yönünden zengin yemekler yedirildiğinde, dövme aracılığıyla kan şekerinin yükseldiğinin tespit edilebildiği belirtiliyor. Ancak şu an için dövmenin sayısal olarak sonucu gösteremediğinin de altı çiziliyor. Sonuçların görülebilmesi için ayrı bir cihazın geliştirildiği dile getiriliyor.

Uzmanlar geçici dövmenin daha uzun süre kullanılabilmesin için çalışmalarını sürdürüyor. Şu an için dövme yalnızca bir gün kullanılabiliyor. Neyse ki dövmenin maliyeti düşük olduğundan dolayı bu durum şimdilik pek de büyük bir sorun teşkil etmiyor.